DÜŞÜNMEYİ VE HİSSETMEYİ ÖĞRENME “BEYNİMİZİN GÜCÜ”

DÜŞÜNMEYİ VE HİSSETMEYİ ÖĞRENME “BEYNİMİZİN GÜCÜ”

Ekim 28, 2020 11:31
DÜŞÜNMEYİ VE HİSSETMEYİ ÖĞRENME “BEYNİMİZİN GÜCÜ”
0

BEĞENDİM

Ebeveyn olarak hedefimiz çocuklarımızı hayatta başarılı olabilecekleri tarzda yetiştirmektir. Onların anlamlı ilişkiler yaşamalarını, şefkatli ve merhametli olmalarını, okulda başarı elde etmelerini, çok çalışmalarını ve sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmelerini ve kendilerinden memnun olmalarını isteriz.

 Tüm bunları sağlamak için ebeveyn olarak nasıl davranmamız gerektiği ve en iyi yöntemin ne olduğu hep bir araştırma konusudur. Bazen bu hedefler doğrultusunda kendi ebeveynliğimizi sorgulayarak yetersizlik ve çaresizlik duyguları hissederiz. Çocuğunuzun saygısız davrandığı ve size karşılık verdiği; okul müdürünün sizi okula çağırdığı, salon duvarınızın boya kalemleri ile çizildiği; iki çocuğunuzun birbirleriyle şiddetli kavgaya tutuştuğu zamanlar, hiç şüphesiz ki böyle anlardır. İşte bu kriz anları hedeflerimize ulaşmak için birer fırsat hatta lütuftur, aslında.

 Örneğin, bir an önce atlatmak istediğiniz bir olayı düşünün. Çocuklarınızın üç dakika içinde üçüncü kez birbirlerine girmiş olsun. Kavgayı durdurmak ve tartışan kardeşleri ayrı odalara göndermek yerine bu olayı, onların birbirlerini dinlemeyi ve birbirlerinin görüşlerine kulak vermeyi; kendi arzularını açık, net ve saygılı bir şekilde iletmeyi; karşılıklı ödün vererek fedakarlıkta bulunmayı, müzakere etmeyi ve bağışlayıcı olmayı öğrenmeleri için kullanabilirsiniz. Bütün bunları tam o sırada, sıcağı sıcağına yapabilmek kolay değildir. Ama çocuğunuzun/ çocuklarınızın duygusal ihtiyaçlarını ve ruh hallerini biraz olsun bilirseniz olumlu sonuçlar elde edebilirsiniz.

 Bu noktada çocuklarınızı tehlikelerden, olabilecek zararlardan veya duygusal olarak incinmesinden korumak üzere kurgulanmış içgüdülerinizi bir kenara bırakmanız gerekmektedir. Çünkü bunu her zaman başarmanız mümkün olmayacaktır. Onlar yere düşeceklerdir, duygusal olarak incinecek, öfkelenecek, korkacak ve üzüleceklerdir. Aslında, onları olgunlaştıran ve onlara hayatı öğreten şeyler, yaşadıkları bu zor deneyimlerdir. Çocuklarımızı hayatın kaçınılmaz güçlüklerinden korumak yerine, onların bu deneyimlerini dünyayla ilgili anlayışlarıyla entegre etmelerine ve onlardan ders almalarına yardımcı olmalıyız.

Unutmamalıyız ki çocukların hayatları sadece başlarına gelen şeylerden değil, ebeveynlerinin, öğretmenlerinin ve onları bakmakla sorumlu olan kişilerin verdikleri tepkilerle de şekillenmektedir.

Çocuğunuzla iletişim kurarken beynimizin çalışma prensibini bilmeniz oldukça önemlidir. Beynimiz sağ ve sol olmak üzere iki yarım küreden oluşmaktadır. Bu iki yarımküre sadece anatomik olarak farklı değildir; aynı zamanda çok farklı şekillerde işlev görmektedirler. Sol beynimiz mantıksal, gerçekçi ve sözcüklerin anlamı ile ilgilenir. Neden-sonuç ilişkisini ve düzeni sever. Sağ beynimiz ise sezgiseldir. İletişim kurarken kullandığımız yüz ifadeleri, göz teması, ses tonu, duruş pozisyonu, jest ve mimik gibi sözel olmayan işaretlerle ilgilenir. İmgeler, duygular ve anılarımızın uzmanıdır. Gelişimsel olarak özellikle üç yaşa kadar çocukların sağ beyinleri sol beyinlerinden baskındır. Onlar henüz duygularını ifade etmek ve sizi anlamak için sözcüklerden ve mantıktan faydalanma yeteneğinde ustalaşmamışlardır. Ne zaman ki “Neden?” diye sormaya başlarlar o zaman sol beyinleri devreye girmeye başlamış demektir. Daha sonra da sağ ve sol beynin entegre olabilme becerisi gelişmeye başlar. Çocuklarımızın bu uyumu sağlayamadıkları zamanları kolaylıkla fark ederiz. Öyle zamanlarda duygularına yenik düşerler, zihinleri kaotik ve allak bullaktır. İçinde bulundukları koşullara sakin bir şekilde tepki veremezler. Öfke nöbetleri geçirirler, çöküş yaşarlar, saldırganlaşırlar.

Sizlerin bu bilgiler ışığında doğru yaklaşımları zamanla çocuklarınızın entegre olmalarına yardımcı olacak ve sol beyinlerindeki mantığın sağ beyinlerindeki duygularla birlikte daha iyi çalışabilmesini sağlayacaktır.

Sağ beynin aktive olduğu kriz anları tek kolumuzu kullanarak yüzmek gibidir. Bu şekilde de yüzülebilir belki fakat iki kolumuzu birlikte kullandığımız vakit aynı daire içinde dönüp durmaktan kurtulup, ileriye doğru gidebiliriz. Aynı şey sadece sol beynin aktive olduğu durumlar için de geçerlidir. Örneğin ilkokul çağındaki çocuğunuzun sizin masumane şakalarınıza tahammül edememesi ve öfkelenerek tepki göstermesi bu durumun göstergesi olabilir. Sağ beynin sözel olmayan işaretleri algılama yetisi devre dışı kaldığında çocuğunuz sizin sesinizdeki şakacı tonu ve konuşurken yaptığınız kaş göz işaretlerini fark etmeyerek sadece söylediğiniz sözcüklere odaklanacaktır. Böyle durumlarda çocuğunuzun sizi anlamasını beklemek yerine siz onu anlayarak üzerine gitmemeyi tercih edebilirsiniz.

Sağ beyinden gelen büyük duygu dalgaları ile karşılaştığınızda çocuğunuza o anki davranışlarının mantıksızlığı veya yanlışlığı ile ilgili vermeye çalışacağınız mesajları çocuğunuz algılayamayacaktır. Bu noktada daha işlevsel ve çocuğunuzun gelişimine katkı sağlayacak yöntem onun duygularını anladığınızı hissettirecek fiziksel ve sözel yaklaşımınız olacaktır. Çocuğunuz kendisine kulak verildiğini ve ilgi gösterildiğini hissettiğinde sakinleşerek sizi dinleyebilmeye başlayacaktır. Yani sağ ve sol beyni aynı anda uyumlu bir şekilde çalışacaktır. Kurduğunuz duygusal bağ sonrası birlikte yapacağınız mantıksal konuşma soruna kalıcı çözümler bulmanız açısından daha etkilidir.

 Tabiki çocuğunuz mantıklı düşünemiyor diye aşırı hoşgörülü olmanız veya sınırlarınızı değiştirmesine izin vermeniz önerilmemektedir. Tavsiye edilen yöntem, çocuğunuza bir daha bu kadar uzağa yüzmemesini söylemeden önce, denize atlayıp onu kucaklamanız ve kıyıya çıkarmanız gibidir.

Tek başına ele alındığında hiçbir yöntem mucizevi değildir. Fakat bir bütün olarak beynimizin farklı görevlere sahip bölümleri ve çalışma prensipleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmanız ebeveynlik anlayışınıza doğrudan katkı sağlayacaktır. Yaşam fonksiyonlarımızın sağlıklı devam etmesi için akciğerlerimizin havayı içine çekmesi, kalbimizin kan pompalaması ve midemizin yediklerimizi öğütmesi gibi farklı organlarımız farklı işleri üstlenmektedir. Tüm organlar bir yandan kendi görevlerini yerine getirirken, bir yandan da bir bütün halinde çalışmaktadırlar. İyi işleyen bir bütün elde etmek için beynimizde de farklı merkezlerin birbiriyle birlikte çalışabilmesi desteklenmelidir. Bu yazıda kısaca sağ ve sol beynimiz ile ilgili bilgiler verilmiştir. Oysaki sezgisel olarak harekete geçmemizi ve hayatta kalmak için otomatik tepkiler verebilmemizi sağlayan alt beynimiz, hafızamız, anılarımız ve onlara yüklediğimiz anlamlarla ilgilenen limbik sistemimiz gibi beynimizin birçok farklı merkezi bulunmaktadır. İşte bu merkezlerin aktive olma durumlarına ve birbirleriyle uyumlu şekilde çalışmalarına göre duygu, düşünce ve davranışlarımız şekillenmektedir.

Beynin olgunlaşma hızı genellikle miras aldığımız genlere bağlıdır. Ama entegrasyon düzeyi, tamamen deneyimler ile ilişkilidir. Entegre olmuş bir beyin, kişinin daha iyi kararlar almasını, bedenini ve duygularını daha iyi kontrol edebilmesini, kendisini daha iyi anlamasını, daha güçlü ilişkiler kurmasını ve okulda başarılı olmasını sağlar.

Beynimizin yapısı ve alt merkezleri arasındaki uyumu güçlendirmek için uygulayabileceğiniz yöntemler ile daha detaylı bilgiye, Daniel J. Siegel ve Tina Payne Bryson’un “Bütün Beyinli Çocuk” adlı kitabından ulaşabilirsiniz.

Uzm. Psk. Burcu Özkök

İletişim:

Mail: psk.burcuozkok@hotmail.com
İnstagram: @oyunterapisituzla
Telefon: 0552 266 58 78

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.